Anlamak Neden Bu Kadar Zor?
Zamanla şunu fark ettim:
Anlamak, kendiliğinden olan bir şey değil. İnsan istemeden anlamıyor. Ne kadar açık konuşursan konuş, karşı tarafın içinde bir yöneliş yoksa sözlerin yerine ulaşmıyor. Sorun çoğu zaman kelimelerde değil; kalbin kapalı oluşunda.
Bazen çok net anlatırsın ama karşındaki o açıklığı almak istemez. Çünkü anlamak pasif bir durum değildir. Anlamak, bilinçli bir tercihtir. Bir niyet meselesidir. İstemek gerekir. İstemek yoksa kapı da açılmaz. Kapı açılmayınca en sade söz bile karmaşık görünür.
“Acaba Ben mi Yanlış Anlattım?”
İnsan bu noktada kendini sorgulamaya başlar:Yeterince anlatamadım mı? Daha açık mı konuşmalıydım? Biraz daha yumuşatsam anlar mıydı? Ama bir yerden sonra şunu görürsün:Anlamak istemeyen için açıklık diye bir şey yoktur. Hakikat zorla girmez. Anlam zorla yerleşmez. Karşı taraf anlamaya niyetli değilse, senin en samimi hâlin bile ona ulaşmaz. Güneş oradadır ama göz kapalıysa karanlık kaçınılmazdır. Sorun ışıkta değil, bakmak istemeyiştedir.
Bilinçli Kapanış ve İç Sızısı
Anlaşılmamak çoğu zaman karanlıkta kalmak değildir; bilinçli olarak gözünü kapatmaktır. Bunu fark ettiğinde insanın içi sızlar. Çünkü yanlış anlaşılmak bir yere kadar tolere edilebilir ama anlaşılmak istenmemek, insanın varlığına dokunur. Sanki “seninle uğraşmak istemiyorum” denmiştir.
Sonra şunu da anlarsın: Herkes her şeyi taşıyamaz. Herkes her gerçeği kaldıramaz. Bazı insanlar seni anlasaydı, sana zarar verebilirdi. Çünkü anlamak sorumluluk getirir. Ve sorumluluk almak istemeyen, anlamaktan kaçar.
Anlamak Değiştirir
Birini gerçekten anladığında artık eskisi gibi davranamazsın. Görmezden gelemezsin. Kırmaya devam edemezsin. Yok sayamazsın. Bu yüzden bazı insanlar anlamayı bilinçli olarak reddeder. Çünkü anlarsa değişmek zorunda kalacaktır. Değişim ise konforu bozar.
Şunu da fark ettim:
Kalbin yöneldiği bir yer var.Kalbin yönü sen değilsen, ne söylersen söyle sözün oraya düşmez.Bazıları dinliyormuş gibi yapar ama duymaz.Bakıyormuş gibi yapar ama görmez.
Herkes Seni Anlamak Zorunda Değil
Anlaşılmak istemek çok insani bir ihtiyaç. Ama herkes tarafından anlaşılmak mümkün değil. Ve bu bir eksiklik değil. Bazı insanlar senin doğana uygun değildir. Bu bir kötülük değil, bir uyumsuzluktur. Ama bazen bu uyumsuzluk bilinçli bir redde dönüşür.
“Seni anlamak zor değildi, istemedi.” Bu bir suçlama değil.Bu bir tespit.Ve bu tespit insanı özgürleştirir. Çünkü artık bilirsin ki sorun sende değildir. Sorun niyettedir. Niyet olmayan yerde ne sevgi büyür ne de anlayış derinleşir.
Daha Fazla Anlatmak Zorunda Değilsin
Daha fazla anlatmanın, daha fazla açıklamanın, daha fazla ispatlamanın her zaman bir anlamı yoktur. Çünkü ispat ihtiyacı çoğu zaman değersizlik hissinden doğar. Oysa senin hakikatin ispatla ayakta durmaz. Hakikat seni anlayana yaklaştırır.Anlamak istemeyeni ise senden uzak tutar. Bu uzaklık ilk bakışta kayıp gibi görünür ama çoğu zaman bir ayıklamadır. İnsan zamanla şunu fark eder: Anlaşılmadığı yerde kendini küçülttüğünü, sadeleştirdiğini, büzüştürdüğünü…
Oysa anlaşılmak için küçülmek gerekmez.Anlaşılmak, iki kalbin aynı yöne bakmasıyla olur.Bakmıyorsa zorlamak sadece seni yıpratır.
Bilmemeyi Seçenler
Anlamak, yüklenmeyi kabul etmektir. Ve herkes bu yükü almak istemez. Bu yüzden bazıları bilmemeyi seçer. Çünkü bilmek, mazereti ortadan kaldırır. Görmezden gelmeyi imkânsız hâle getirir.
Bazen insan seni duyar ama duymamış gibi davranır.Bu bir eksiklik değil, bir tercihtir.Ve hakikatten kaçan, aslında kendi yükünü ağırlaştırır.




